İsviçre’nin insanlık dışı uygulamaları devam ediyor!

1384
Gözaltında çıplak arama, işkence insanlık suçudur!

İsviçre’de Polisin hukuki yetki ve görev sınırlarını aştığına dair şikayetler giderek çoğalıyor. Psikolojik, fiziki şiddettin çok yaygın biçime dönüşmesine her geçen gün daha fazla şahit oluyoruz. Yine bir psikolojik, fiziki şiddet haberi de Luzern’den geldi 12 Nisan sabahı otobüste seyahat eden Nesin Keskin, Efdal Bayram hukuksuz, nedensiz bir şekilde yere yatırılarak, ters kelepçe yapılıp gözaltına alındılar. Gözaltında çıplak arama işkencesi e maruz kalan Nesin, Efdal başlarından geçen olayı şöyle ifade ettiler:

“Yaklaşık olarak 1 yıldır İsviçre de yaşamaktayız. Ben ve arkadaşım Efdal 12.04.2019 Sabah saat 5:43 de Buttisholz Guglern durağından Luzern Bahnof’a doğru yola çıktık. Yolculuğumuz boyunca otobüste herhangi bir olumsuz davranışta bulunmadık. Bu durum o sefer şoförü ve kamera var ise bunlarla tespit edilebilinir. Kasernanplatz durağını geçtikten sonra bulunduğumuz otobüs iki polis aracı tarafından durduruldu. Otobüsün içine giren polisler etrafa bakındıktan sonra otobüsün orta tarafında oturan bizlere doğru gelip; bize aşağıya inmemizi söylediler.

Bu olay saat sabah 6:10 ile 6:20 arasında gerçekleşti. Tam zamanı şoför ve varsa kamera kayıtları ile tespit edilebilinir. Otobüsten iner inmez bizlere ters kelepçe yapılıp yere diz çökmemiz istendi. Bu olaylar cadde kenarında yolcuların ve şoförün gözü önünde olmuştur. Diz çöktükten sonra bizlere “Neden İsviçre’ye geldiniz?”, “Nereye gidiyorsunuz?” gibi sorular yönelttiler. Biz de Almancamızın yettiğince cevap vermeye çalıştık. İlk andan itibaren olayın ne olduğunu sor sakta bizlere bunun “Kontrol” olduğunu söyleyip geçiştirdiler ve kendi aramızda da Türkçe konuşmamamızı söylediler. Bu arada yanımızda götürdüğümüz içinde okul kitaplarımızın ve eşyalarımızın bulunduğu çantalarımızı aradılar.

1 yıldır İsviçre de bulunmamıza rağmen polislerle buna benzer hiçbir duruma düşmedik. Bu durumun şokunu üzerimizden atamadan ayrı ve kelepçeli bir şekilde polis araçlarına bindirildik. Ayrı olduğumuz süre içerisinde “Neler oluyor?” dememe rağmen yine “Kontrol” cevabı aldım. Kısa bir yolculuktan sonra polis merkezine vardık. İçeriye girdikten sonra ters kelepçelerimizi söktüler ve üst araması yaptılar. Üst aramasından sonra parmak izimizi alıp fotoğraflarımızı çektiler. Bu işlemlerden sonra bizleri başka bir alana götürüp nezarethane olduğunu düşündüğümüz odalara ayrı bir şekilde konulduk. Kapıları açık şekilde bırakıp sırasıyla ceketten başlayarak soyunmamızı istediler. Biz sürekli olarak neler olduğunu sorup avukat ve tercüman istedik. Bizlere aynı şekilde bunun “Kontrol” olduğu avukat ve tercümanın simdi olmayacağını söylediler. Bu arada üzerimizde ki elbiseleri iç çamaşırlarımız da dahil olmak üzere sırasıyla çıkartmamız istendi ve çıkarttık. Bu çıplak arama durumu bizlerde psikolojik bir yıkıma neden oldu. Ceplerimizden çıkan şahsi eşyalarımızı zarflara koyup çantalarımızla beraber yanlarına aldılar. Bizlere giyinmemizi söylediler. Giyindikten sonra bizleri üst kata çıkardılar. Tekrar ayrı odalara alındık. Koyulduğumuz odada ki polisler bizden cep telefon numarası, adres ve evlilik durum bilgilerini istediler. Cevaplarımızı boş bir A4 kağıdına resmi olmayan bir biçimde yazdılar. Bizlere gözaltı süresi boyunca ve sonrasında herhangi bir resmi belge vermediler ve imzalatmadılar. Son olarak eşyalarımız verildi ve gidebileceğimiz söylendi. Biz bu durum karşısında hayretler içerisinde kaldık. Yapılanlar bizlerde derin bir üzüntüye sebep oldu.

Yaşananlardan hiçbir şey anlamış değiliz. Bizler Türkiye de yaşamış olduğumuz politik baskı, polis şiddeti gibi hukuksuzluklardan ülkemizi terk etmek zorunda kalmış politik insanlarız. Bu olaylar bizlere geçmişte yaşadığımız acı olayları tekrar hatırlattı. Bizler İsviçre’ye yeni gelmiş insanlarız ve Almancaya hakim değiliz. Biz bu durumda kendi haklarımızı savunacak durumda da değiliz. Öğrenmek istediğimiz, neden bu duruma maruz kaldık ve hiçbir açıklama yapılmadan serbest bırakıldık? Bizler bu hukuksuzluğu kabul etmek istemiyoruz ve suçumuz varsa öğrenmek istiyoruz. Siz değerli avukatlardan bu tür hukuksuzlukların bir daha yaşanmaması için yardımlarınızı bekliyoruz. Saygı ve sevgilerimizle…
Nesin Keskin, Efdal Bayram”

Bilindiği üzere İsviçre’de yabancılara dönük kapsamlı hak gasplar yasal düzeyde sürmekte bunun yanı sıra polisin fiziki, psikolojik saldırıları ve bütün Avrupa çapında gelişmekte olan ırkçı, faşist dalga en çok biz göçmen, politik sığınmacıları tehtit ediyor. Gelişen bu saldırılar karşısında zaman kaybetmeden örgütlenmek gerekiyor. Örgütlü bir güç olduğumuz vakit ancak bu saldırılar karşısında direnç gösterebiliriz.

Göçmen ve politik sığınmacılara dönük, İsviçre polisinin saldırıları son bulsun!
Gözaltında çıplak arama, işkence insanlık suçudur!

ASH / Avrupa Sosyalist Haber